Örnek 1
1. Benî candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı
2. Kamû bîmârınâ cânan devâ-yî derd eder ihsan
Niçin kılmaz manâ derman menî bîmâr sanmaz mı
3. Gamım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî vefâ bilmen inânır mı inanmaz mı
4. Şeb-î hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım
Uyârır halkı efgaanım karâ bahtım uyanmaz mı
5. Gül’î ruhsârına karşû gözümden kanlu âkar sû
Habîbım fasl-ı güldür bû akar sûlar bulanmaz mı
6. Değildim ben sanâ mâil sen etdin aklımı zâil
Bana ta’n eyleyen gaafil senî görgeç utanmaz mı
7. Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bû ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı
(Fuzûlî)
Birinci beyte aynı zamanda matla (doğuş yeri) denir. Matladan sonra gelen beyte hüsn-i matla denir. Gazelin son beytine makta, maktadan bir önceki beyte de hüsn-i makta denir. Şairler hüsn-i matlanın matladan, hüsn-i maktanın da maktadan daha güzel olmasına dikkat ederler. Şair gazelin son beytinde yani maktada mahlasını söyler. Mahlas, şairin sonradan aldığı ikinci adıdır. Makta beytine aynı zamanda mahlas beyti ya da tahallüs denir. Mahlas kullanılmamış gazeller de vardır. Örneğin Kadı Burhanettin, sayısı 1300’ü aşkın gazellerinde mahlas kullanmamıştır (Dilçin 1999: 107). Şair kimi zaman mahlasını kullanırken, yalnız sözünü değil, mahlasının anlamını da kastedebilir, yani mahlasını tevriyeli olarak kullanır.
Örnek 2
Minnet hüdaya devlet-i-dünya fena bulur
Bâki kalır sahife-i-alemde adımız
*
Zevk-i Bâki bulayın dersen eğer âhir-kar
Alemin zevk u safasını gam u âlâma değiş
Mahlas her zaman gazelin son beytinde bulunmayabilir, daha önceki beyitlerde de yer alabilir. Bu durumda mahlas beytinden sonra şair padişaha, devlet ve din büyüklerine övgüde bulunur. Böyle gazellere gazel-i müzeyyel, eklenen beyitlere de zeyl denir. Matladan sonra gelen beyitlerin ilk ve ikinci mısra ortalarının ilk mısra sonu ile kafiyelendiği gazellere musammat gazel; her mısraında aks sanatı yapılmış gazellere de mükerrer gazel denilmektedir.
Örnek 3: Musammat Gazel
Dolsun yine peymâneler / olsun tehî humhâneler
Raks eylesin mestâneler / mutribler gittikçe negam
(Nef’î)
Örnek 4: Mükerrer Gazel
1. Öpsem seni toyunca toyunca seni öpsem
Öpsem dimesem nola nola dimesem öpsem
2. Demdür sanema gel kim gel kim sanema demdür
Bir dem kılalum sohbet sohbet kılalum bir dem
3. Ölsün gam ile hasid hasid gam ile ölsün
Hurrem olalum sen ben sen ben olalum hurrem
4. Derdüme olur idi olur idi derdüme
Emsem tudağun olur olur tudağun emsem
5. Kabe yüzine aşık aşık yüzine Kabe
Zemzem yüzine teşne teşne yüzine zemzem
6. Valih kamu hüsnine hüsnine valih kamu
Adem melek ü huri huri ü melek adem
7. Mahvî kulunam şahum şahum kulunam Mahvî
Alem dükeli bildi dükeli bildi alem
(Mahvî)
Gazelin her mısraına kısa mısralar eklenerek yeni bir nazım şekli elde edilmiştir. Buna da müstezad denmiştir. Gazelin en güzel beytine şah-beyt ya da beytü’l-gazel adı verilmektedir. Şair gazelinde kimi zaman matla beytindeki birinci veya ikinci mısraı makta beytinde tekrarlayabilir. Buna redd-i matla denir. Bazen de gazeldeki herhangi bir mısraı son beyitte yineleyebilir. Buna da redd-i mısra denir (Dilçin 1999: 106).
Örnek 5
1. Gel ey zarîf ü serv-i gül-endâm kandasın
Sensiz gönülde kalmadı ârâm kandasın
2. Hicrin oduna yanam i dilber ale’d-devâm
Sanma beni ki usanam ıram kandasın
3. Her dem ki âh edem tütünüm göklere çıkar
Rahm eyle bana kalmadı çâram kandasın
4. Cânı vü başı vaslın için kılmışım fedâ
Ya erişem ya bağrımı yaram kandasın
5. Nice ki kasd eder tapına ermege elim
Yol bulmazam ki hidmete varam kandasın
6. Nâmûs u âr şîşesini taşa çalmışım
Yüzüm suyunu toprağa karam kandasın
7. Her gece Şeyhî âh eder eydür bu mısra΄ı
Gel ey zarîf ü serv-i gül-endâm kandasın
(Şeyhî)
Bir gazelde tüm beyitler sadece vezin ve kafiye bakımından değil de anlam bakımından da birbirine bağlı ise böyle gazeller yek-ahenk; bütün beyitleri aynı güçlük ve güzellikteyse yek-avaz gazel diye adlandırılmaktadır.
Gazellerin beyit sayısı 3 ile 61 arasında değişmektedir. 3 ve 61 beyitlik birer örneğe rastlanmıştır. Dört beyitli gazeller ise pek az görülmektedir. Gazellerde ortalama beyit sayısı 5, 7 ve 9 gibi sayılarda yoğunlaşmaktadır. İlk dönemlerde 15 beyte kadar, hatta daha da uzun olan gazellerin beyit sayıları yüzyıllar geçtikçe azalmıştır. 15 beyitten uzun gazellere gazel-i mutavvel denir (Kılıç 2005: 216). Gazelde sıklıkla işlenen konular kadın ve aşktır. Bundan başka içki alemleri, şarabın zevki, baharın neşesi, talihin cilveleri, tasavvuf, hikmet konuları işlenmiştir. Tüm bu konuların yoğun olarak işlenmesi durumuna göre gazeller çeşitli adlar alırlar (Dilçin 1999: 109):
a) Aşıkâne (lirik) Gazel: Aşkın verdiği mutluluğu, sıkıntıyı, sevgiliden yakınmayı, sevgiliye karşı yakarışları, içli ve duygulu olarak anlatana gazellerdir. Divan edebiyatında bunun tek temsilcisi Fuzulî’dir. Örnek 6
1. Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem´i yanmaz mı
2. Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı
3. Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyadır halkı efgânım gara bahtım uyanmaz mı
4. Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
5. Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı
6. Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Bana ta´n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı
7. Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
8. Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı
(Fuzûlî)
b) Rindâne Gazel: Genellikle içkiyi, içki zevkini, içki ile ilgili türlü düşünceleri, hayata karşı kayıtsızlığı, yaşamaktan zevk almayı konu olarak işleyen gazellerdir. Divan edebiyatında bu yolda en başarılı olan Bakî’dir.
Örnek 7
1. Ezelden şâh-ı aşkın bende-i fermânıyüz cânâ
Mahabbet mülkünün sultân-ı âli-şânıyüz cânâ
2. Sehâb-i lûtfun âbın teşne dillerden dirîğ etme
Be deştin bağrı yanmış lâle-i Nu’manıyüz cânâ
3. Zamâne bizde gevher sezdiğiyçün dil-hırâş eyler
Anınçün bağrımız hundur maârif kânıyüz cânâ
4. Mükedder kılmasun gerd-i küdûret çeşme-i cânı
Bilirsin âb-i rû-yi mülket-i Osmâniyüz cânâ
5. Cihânı câm-ı nazmın şi’r-i Bâkî gibi devreyler
Bu bezmin şimi biz de Câmi-i devrânıyüz cânâ
(Bakî)
c) Şûhâne Gazel: Kadını ve aşkın zevklerini konu alan, zarif ve çapkın bir anlatımla söylenmiş gazellerdir. Nedim bu yoldaki gazelleriyle tanınmıştır.
Örnek 8
1. Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana
Mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana
2. Bûy-i gül taktîr olunmuş nâzın işlenmiş ucu
Biri olmuş hoy birisi dest-mâl olmuş sana
3. Sihr ü efsûn ile dolmuşdur derûnun ey kalem
Zülfü Hârut’un demek mümkin ki nâl olmuş sana
4. Şöyle gird olmuş Firengistân birikmiş bir yere
Sonra gelmiş gûşe-i ebrûda hâl olmuş sana
5. Ol büt-i tersâ sana mey nûş eder misin demiş
El-amân ey dil ne müşkil-ter suâl olmuş sana
6. Sen ne câmın mestisin âyâ kimin hayrânısın
Kendin aldırdın gönül n’oldun ne hal olmuş sana
7. Leblerin mecrûh olur dendân-ı sîn-i bûseden
Lâ’lin öptürmek bu hâletle muhâl olmuş sana
8. Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm
Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana
(Nedim)
d) Hikemî Gazel: Ahlakla ilgili öğütler veren, türlü hayat görüşlerini yansıtan, özdeyiş niteliğindeki sözlerin ağır bastığı gazellerdir. Hikemî gazelleriyle Nabî ün kazanmıştır.
Örnek 9
1. Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz
2. Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâde
Bir hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz
3. Top-ı âh-ı inkisâre pây-dâr olmaz yine
Kişver-i câhın nice sengîn-hisârın görmüşüz
4. Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest
Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz
5. Bir hadeng-i cân-güdâz-ı âhdır sermâyesi
Biz bu meydânın nice çâpük-süvârın görmüşüz
6. Bir gün eyler dest-beste pây-gâhı câygâh
Bi-‘aded mağrûr-ı sadr-ı i’tibârın görmüşüz
7. Kâse-i deryûzeye tebdîl olur câm-ı murâd
Biz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz
(Nâbî)
Aşk konusunun işlendiği gazellerde ideal ve belirgin bir sevgili tipi çizilir. Sevgili mutlak otoritedir. Aşığa naz yapar, yüz vermez. Şair gibi pek çok aşığı da peşinden koşturur; fakat aşık bu durumdan şikayetçi değildir. Sevgili yürüyen servi boyludur, gül yanaklı, gonca dudaklı ve sümbül saçlıdır.
Divan şairlerinin sıklıkla başvurduğu nazire geleneği uzun yıllara dayanmaktadır. Bu geleneğe göre bir şairin gazeline aynı vezin ve kafiyede gazel söylemektir. Buna tanzir etmek de denir. Nazirenin tanzir edilen gazelle aynı anlam doğrultusunda olması gerekir. Aksi anlamda söylenmişse buna da nakize denir.
Divan şiirinde XVII. yüzyılda sebk-i hindî adı verilen bir akımın başladığı görülür. Bu akımın amacı eski mazmunları yinelememek ve şiire yeni bir söyleyiş getirmektir. Sebk-i hindî akımı Türk edebiyatına İran’dan gelmiştir. Türk şairleri, bu yolun temsilcisi olan İran şairlerinden Urfî, Saib, Bidil, Husrev-i Devlevî ve Şevket-i Buharî’nin etkisinde kalarak şiirlerini yazmışlardır. Bu akımın özellikleri ince istiare, benzetme, özel kinayeler yapmaya, yeni mazmunlar bulmaya, girift hayaller ve nüktelere dayanır. Divan şiirindeki bu yolu temsilcileri Neşati, Nail-i Kadim, Nedim ve Şeyh Galip’tir (Dilçin 1999: 113).
Örnek 10
1. Şevkiz ki dem-i bülbül-i şeydâdâ nihânız
Hûnuz ki dil-i gonce-i hamrâda nihânız
2. Biz cism-i nizâr üzre döküp dâne-i eski
Çun rîşte-i cân gevher-i ma'nâda nihânız
3. Olsak n'ola bî-nâm ü nişan şöhre-i âlem
Biz dil gibi bir turfe muammada nihânız
4. Mahrem yine her hâlimize bâd-ı sabâdır
Dâim şiken-i zülf-i dil-ârâda nihânız
5. Hem gül gibi rengînî-i ma'nâ île zahir
Hem neş'e gibi hâlet-i sahbâda nihânız
6. Geh hâme gibi şekve-tırâz-ı gam-ı aşkız
Geh nâle gibi hâme-i şekvada nihânız
7. Etdik o kadar ref'-i taayyün ki Neşâtî
Âyîne-i pür-tâb-i mücellâda nihânız
(Neşâtî)
Örnek 11
1. Gencinen olsam vîrân edersin
Âyînen olsam hayrân edersin
2. Tîr-i nigehden dâğ-ı derûna
Baksan ne işler seyrân edersin
3. Sâkî kerâmet sende ya bende
Bahri habâba mihmân edersin
4. Nezzâre-i germ etdikçe ey çeşm
Âteşle âbı yek-sân edersin
5. Ey huşk zâhid dem urma meyden
Dest-i duâyı mercân edersin
6. Zâhid o meh-veş bir nûrdur kim
Büttür demezsin îmân edersin
7. Mâdâm uçarsın gözlerde ammâ
Rûyun perî-veş pinhân edersin
8. Tabl-ı tehîden gümdür suhanler
Bî-hûde Gaalib efgaan edersin
9. Etvâr-ı çerhe uy mevlevî ol
Seyrân edersin devrân edersin
(Şeyh Galip)
Gazeller divanlarda diğer nazım şekillerine göre sayıca daha fazladır. Gazeller kafiyelerinin son harfleriyle Arap alfabesine göre sıraya dizilmişlerdir. Bu durum divanlarda bulunmalarını kolaylaştırmıştır.
(DEVAMI SIRADAKİ MESAJDA...)